DOMATES DALINDA ÇÜRÜMEDEN 3 AY YAŞAR MI ( İlk Blog )

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Domates sever misiniz?
Sevmeyen var mı ki değil mi ! Tabii o eski doğal kokulu domatesleri seviyoruz hepimiz.
Hani günümüzde artık pek de ortalarda gözükmeyen domatesleri.

İlk köşe yazıma bloguma nasıl başlasam diye düşünürken böyle başlayıverdim işte.
İzninizle devam ediyor.

Ne demiştik domates demiştik. Evet domatesi çok severim ve her nasıl oldu bilmiyorum bir şeyler üretmeyi sevdiğimden bir şeyler yetiştirmeyi de sevdiğimi fark ettim. Bir gün ailemizin ucuz marketi BİM den 😀 evet evet sizin ki A101 olabilir ŞOK olabilir ama bizimkisi o çünkü en yakını o :)
ne diyordum?
Hee, ailemizin marketi Bim den çerry (yazılışı böyle değil biliyorum) domates almıştım. Tadı da kokusu da öyle enfesti ki hala unutamıyorum. Dedim ki kendi kendime ben bunun çekirdeklerini neden ekmiyorum ki.
Sonra mı?
Hemen çocukları uyutuuuuppp ( şaka şaka çocuk mocuk yok )
Hemen Youtube nin başına geçip domates nasıl ekilir diye aratılır ve hemen merakımızın giderilmesi sağlanır.
Sonra mı sonrası malum evde toprak yoktur toprak alınacak en yakın mekana gidilir.
O çekirdekleri ektim tabii sonunda ve o kadar çabuk ortaya bir şeyler çıkıyor ki isteğiniz de ilginiz de daha da fazla artıyor. En sonunda da çiçeklendiğinde ( dışarıda büyütmeyi unutmayın yoksa tozlaşma olmadığından meyve vermiyorlarmış – ben de sonrada öğrendim ) bir sevinç yüzünüzü kaplıyor.
Ardından o yeşil ve sonrasında kırmızı domatesler ortaya çıkıyor.
Sonuç mu o Bim den aldığım domatesin lezzetinden daha lezzetli, kokusu onunkinden daha doğal ve de her şeyden önemlisi tamamen sizin kendi emeğinizle büyümüş bir domates.
Afiyet olsun.
Bütün bunları neden mi anlattım.
İlk domates yetiştirme hikayem bu şekilde başladı. ( unutmadan söyleyeyim onlardan tohumları sakladım bu sene yine ekeceğim )
Tabii yetişen domatesleri yedik ve havalar soğudu, kuruyan domates bitkilerini söktük filan.
Bu arada ben domateslerin bir kısmını evde söktüğümüz ve balkona attığımız lavabonun içine dikmiştim, bi ara sizinle resmini paylaşırım duruyorsa tabi :)
Neyse bitkileri sökmüştük sadece bir tanesini sökmemiştim. Onun üstünde de ufak domates vardı.
Vardı var olmasına da havalar soğuyor, karlar yağmurlar yağdı. Bitki kurudu hatta o küçük domatesin olduğu dal bile kırıktı. Ama gelin görün ki o domates aylarca ( kaç ay oldu bilmiyorum bence en az 3 ya da 4) ölmeden kurumadan o dalda sağlam bir şekilde kaldı, yaşadı. Dışarıdan kopmuş bir domatesin ne kadar az dayandığını düşününce gerçekten bir mucize idi bu.
Sizlerle o domatesin resmini paylaşmak istedim ve onun hikayesini yazmak istedim bu ilk blogumda sizlere…
İşte o domates…
domatess

Evet biliyorum altına koyduğum kitapta sanki domatesin anlatığım hikayesine de gönderme yapıyor gibi olabilir :)
Kitabın yarısına geldim bu arada bitince bunun da yorumunu yaparım…
Bu arada bir hastalıktır gidiyor tek kitap okuyamaz oldum aynı anda bir kaç kitabı birden okuyorum.
Neler mi okuyorum?
Bunun dışında Sineklerin Tanrısı ve Küçük ağacın eğitimi de okuyorum.
Sizler de okumayı ihmal etmeyin.
Tadına varınca özlüyorsunuz bile okumayı.
Neyse ilk blog çok uzun oldu aslında daha bir çok şeyden bahsetmek istiyordum , dün gece uyurken bile bahsedeceklerimi kafamda canlandırıyordum ama o an geliyor sonra unutuveriyorum her şeyi. Artık bir sonraki bloga …
Bu arada bu akşam başakşehir beşiktaş’a karşı şampiyon gibi oynadı resmen hakederek 3 puanı aldı. Adebayor da gerçekten büyük futbolcu. Bunları söylemeden geçmek istemedim.
Hepinize görüşmek üzere ( Bu ne biçim bir veda sözü oldu böyle 😀 )

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.